top of page

Alice Harikalar Diyarında: Zihnin Labirentinde Mindfulness

Zeynep Peker

Mindfulness ve Şefkat Öğretmeni

Yoga Eğitmeni

Lewis Carroll’ın Alice Harikalar Diyarında hikayesi, çoğu zaman fantastik bir çocuk hikâyesi olarak görülür. Bu hikayeye biraz mindfulness perspektifiyle baktığımızda, Alice’in yolculuğunu, zihnin kendi iç dünyasında attığı adımların şaşırtıcı bir yansıması olarak görebiliriz. Masalın içinde saklı bir farkındalık pratiği.


Alice Harikalar Diyarında

Nasıl mı? Derseniz, hadi gelin biraz inceleyelim…


Alice’in çok sıkıldığı o göl kenarında konuşan tavşanı bile fark etmeyişi, bizim de günlük hayatlarımızda farkındalığımız olmadan otopilotta geçirdiğimiz zamanlara benzer. Ne zaman ki tavşan cebinden bir saat çıkarıp ona bakar, Alice o zaman “hiç saati olan bir tavşan görmemiştim” der ve peşine düşer. Sıkılmak güzel bir anahtardır hepimiz için. Farkındalık tohumlarının ekilmesini sağlar. Bir şeyler farklı gelmeye başladığında Alice tavşanın peşinden atlar. Mindfulness’ın ilk adımı tam burada başlar: Olanı fark etmek. Tepkilerimizi, duygularımızı, zihnimiziizleyebilmek ve o “fark etme” halinden sonra bir maceranın peşine düşmek.


Alice hikaye boyunca ani beden değişimleri yaşar. Bu durum, duygularımızın ve kimlik algımızın nasıl dalgalandığını hatırlatabilir. Günlük yaşamlarımız boyunca kendimizi olduğumuzdan daha fazla veya az görmekle geçer günlerimiz. Kendimizle gurur duyduğumuz anlar, övüldüğümüz veya tam tersi utandığımız, acı çektiğimiz zamanlar. Biz de kendimizi dünya üzerinde daha büyük ya da küçük algılarız. Bazen her şeyle baş edebilecek gücü kendimizde bulurken bazen de çaresiz hissedebiliriz. Mindfulness ise bu dalgalanmaları bir “ben” olarak sabitlemeye değil, tanık olmaya çağırır. Değişen duyguların içinde kalabilen, kabullenen ve daha sahici bir yerden görebilen bir zihin durumu oluşmaya başlar.


Cheshire Kedi’sinin ünlü cümlesi—“Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gittiğinin önemi yok”—zihnimizin ve belki de hayatlarımızın dağınıklığını özetler. Nereye gittiğmizi sahiden biliyor muyuz? Bu hayatta nelerin bizi biz yaptığını, ne yaparken gerçekten bütün dikkatimizle orada olabildiğimizi biliyor muyuz? Farkındalık, niyet belirlemek, yön bulmak, düşüncelerin gürültüsünden bir adım geri çekilmek için anı içine doğru taşınır. İşte mindfulness hangi yöne gideceğimize karar verebilmemizi sağlayan farkındalığımızı geliştirir.

Alice Harikalar Diyarında

Hikaye boyunca karşılaştığı her varlık Alice’e “sen kimsin?” diye sorar. Alice bu soruya yanıt bulamaz. “Sabah uyandığımda kim olduğumu söyleyebilirdim ama şu anda her şay bambaşka, sürekli değişiyorum” der. Benlik algısı üzerinde derin bir sorgulayış vardır. Kim olduğumuz, ailemiz, gittiğimiz okullar, mesleğimiz, maddi yaşamımız… Gerçekten kim olduğumuzu tanımlamanın yollarını bize düşündürür. Mindfulness, kendimizle aramızda açılan o mesafenin azalmasını, kendimize yaklaşmamızı destekler. Kendimize daha sahici ve şefkatli bir yerden yaklaşabilmemizin yollarını sunar.


Walter Benjamin’in “mutluluk” tanımından yola çıkacak olursak; ürkmeden, kendi varlığının farkında olmak der. Kendi varlığımıza korkmadan yaklaşabildiğimizde gerçekten olduğumuz halimiz ile mutlu olmayı da beraberinde getirir. Bir tür genel memnuniyet hali oluşmaya başlar.


Kraliçe’nin keskin hükmü, çoğumuzun içindeki eleştirel sesi andırır. Mindfulness ve beraberinde pratik edilen öz-şefkat tam da bu sertliğin yumuşamasını sağlar. Kendimize karşı daha nazik, daha anlayışlı bir yaklaşımın kapısını açar. Önce farkındalığımızı kendimize taşıyarak bu iç sese kulak kesiliriz, sonra da onu yumuşatabilmek, kendimize karşı daha nazik olabilmek için öz şefkat pratiklerinden faydalanırız. Dikkatimizi iç sesimize getirerek kendimize olan yaklaşımımızı, seçtiğimiz kelimeleri, ses tonumuzu izleriz. Farkındalığın geldiği her şey gibi sevgiyle dönüşmeye başlar.


Şöyle söyler Alice; “Neredeyse tavşan deliğinden inmeseydim diyeceğim. Fakat yine de… yine de oldukça ilginç… yani böyle bir yaşam! Başıma ne geleceğini merak ediyorum. Önceden peri masalları okurken öyle bir şeyin asla olmayacağını düşünürdüm ve şimdi burada, tam da bir peri masalının ortasındayım!” Mindfulness, rivayetlerin gerçeğe dönüşme alanıdır. Yaşadığımız dünya yine aynı olsa da onu deneyimleyen artık aynı değildir. Mindfulness ile bütün farkındalığımızı yaşadığımız ana taşırken deneyimimiz değişir.


Hikayenin sonunda Alice tekrardan büyümeye başlar ve geri kalan her şeyin küçüldüğünü fark eder. Çünkü artık, olanı olduğu hali ile görebilmeye başlamıştır. Her şey bir masal mıdır, yoksa gerçeğin ta kendisi mi?

Alice’in yolculuğu bize şunu hatırlatır: Her gün yeni bir tavşan deliği açılır; ve her gün yeniden yaşadığımızı fark etmek için güzel bir fırsattır.


Sevgimle,

Zeynep Peker


mindfulness, zeynep peker

Ben Zeynep Peker. Mühendislik mesleğimin yanı sıra uzun yıllardır şefkat ve mindfulness üzerine

çalışıyorum. İnsanın varoluşunu anlamlandırarak yaşayabilmesini sağlayacak araçları araştırmak ve

bunlar üzerinde çalışmak en büyük tutkum. Yurt içinde ve yurt dışında yoga, şefkat, öz şefkat,

mindfulness, logoterapi ve dharma eğitimleri aldım ve çok değerli hocalarla çalışma imkanı buldum.

Yanı sıra, insanı anlamak ve insandan yola çıkarak toplumları anlamak, şefkatin toplumsal bir güç

haline gelebilmesi hayali ile Sosyoloji lisans eğitimimde son sınıftayım. Hayat boyu süreceğine

inandığım kendi eğitimlerime devam ederken, deneyimlerimi ve öğrendiklerimi aktarmama fırsat

sunan şefkat ve mindfulness programları ve grup çalışmaları düzenliyorum.

Yorumlar


bottom of page